Bunları Biliyor Muydunuz?

  Doğal kaynak suyunun özellikleri nedir?    
  
İşlenmiş İçme suyunun özellikleri nedir?
  
Doğal Kaynak Suyu herhangi bir işlemden geçiriliyor mu?
  Şebeke sularının özellikleri nedir?
  Şebeke suyu ile ambalajlı doğal kaynak suyu arasındaki farklar nelerdir?
  Neden ambalajlı su tercih edilmeli?
  Ambalajlı su hangi şartlarda saklanmalı?  
  Ambalajlı suyun kullanım ömrünü etkileyen faktörler nelerdir?
  Pompa temizliği nasıl yapılmalıdır? 
  Sebil temizliği nasıl yapılmalıdır?
  Günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır?
  Yazın kışa oranla daha fazla su içmek gerekir mi?
  Vucüttaki su oranı nasıl korunabilir?
  Mineralli Doğal Kaynak Sularının Önemi Nedir?
  Sudaki Kalsiyum ve Magnezyumun faydaları nelerdir?
  Neden düşük sodyumlu suları tercih etmeliyiz?
  Sudaki sertlik neyi ifade eder?
  Kaynatma sonrası oluşan tortu normal midir?
  pH nedir?
  Neden alkali su içmeliyiz?
  Kullanılan suyun kalitesi nasıl anlaşılır?

 
  Doğal kaynak suyunun özellikleri nedir?  Yukarı Dön 

   Kaynak suyu, jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından yer yüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelikte izin verilenler dışında herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın nitelikleri tanımlı, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularıdır.

 

  İşlenmiş İçme suyunun özellikleri nedir? Yukarı Dön 

  İçme Suyu, Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından sürekli akan veya teknik usullerle çıkarılan ve Bakanlıkça uygun görülen dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma ve benzeri işlemler uygulanabilen ve parametre değerlerinin eksiltilmesi veya arttırılması suretiyle elde edilen, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularıdır.
  İşlem görmeleri sebebiyle bu sular doğal olarak değerlendirilemezler.

  Doğal Kaynak Suyu herhangi bir işlemden geçiriliyor mu? Yukarı Dön 

  Doğal kaynak sularının tadı tamamen doğaldır ve herhangi bir katkı maddesi veya kimyasal bir işlem yapılmamaktadır.

  Sadece doğal kaynak suları ile ilgili yönetmelikte de izin verildiği şekilde fiziksel bir işlem olan filrasyon ve ozonlama yapılmaktadır. Fitrasyon, suyun kaynak noktasından kopup gelebilecek mikron seviyesindeki kum zerreciklerini tutmak için yapılır. Ozonlama ise dolumu yapılmış şişenin yani ürünün hijyenliğini temin etmek amacıyla suyun içine 0.2 – 0.4 ppm arası miktarlarda O3 (Ozon) gazının verilmesi işlemidir. Ozonlama yöntemi hijyen güvenliği için bütün dünyada su üreticilerinin uzun yıllardır en yaygın olarak kullanıldığı güvenilir bir yöntemdir. Bu işlem şişeye su dolumun hemen öncesinde yapılmakta ve tam hijyen sağlanarak ürünün uzun süre bozulmadan saklanabilmesine imkan vermektedir. Dolumdan sonra şişedeki suyun içerisinde bulunan ozon gazı ortam sıcaklığına bağlı olarak 5-20 saat arasında kendiliğinden yok olmakta ve bildiğimiz oksijene dönmektedir.

  Şebeke sularının özellikleri nedir? Yukarı Dön 

  Şehir şebeke suları genellikle nehir, göl ve baraj suları gibi yüzeysel sulardan elde edilirler.
Şebeke suları mikrobiyolojik güvenliğin sağlanması amacıyla genellikle klor bazlı dezenfeksiyon işlemine tabi tutulur.

  Şebeke suyu ile ambalajlı doğal kaynak suyu arasındaki farklar nelerdir? Yukarı Dön 

  Doğal kaynak suyunun şişelenmiş olması, söz konusu kaynak suyuna dolum yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın çok sıkı olan yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alındığı, sürekli denetim altında olduğu ve halk sağlığı açısından bir risk taşımadığı yönünde bir güvencenin var olduğu anlamını taşır. Diğer taraftan çeşme suyunda bu şekilde güçlü bir güvenceden bahsetmek mümkün değildir.
  Şişelenmiş doğal kaynak suyunda su kaynaktan ilk çıktığı haliyle saf ve temizdir. İlave bir işleme gerek kalmaksızın direkt olarak suyu kaynağından içebilirsiniz. Suyun saflığı ve temizliği yeryüzüne ilk çıkış noktasından yani kaynadığı noktadan, tam otomatik makinelerde şişeye dolumuna kadar olan süreçte çok sıkı kontrol altındadır.
  Diğer taraftan genel olarak suyun çeşmeye kadar olan yolculuğu farklıdır; çeşme suyunda su kaynakları dereler, nehirler gibi yüzey sularına dönüşmekte ve bu sular yüzeyden bulaşan her türlü kirletici unsurları da (tarım ilaçları kalıntıları, metaller, parazit, mikrop ve virüsler) taşıyarak toplanma havzalarına ya da barajlara gelmektedir.
  Bu biçimde toplanmış sular muhtelif filtreleme, klorlama ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildikten sonra su şebeke boruları vasıtasıyla konutlara pompalanmaktadır. Bu proseslerde kullanılan klor gibi dezenfektanlar sağlık açısından uzun vadede riskler taşımaktadır, ayrıca borulardaki her türlü yabancı madde, pas, toprak, parazit, mikrop ve virüsler gibi unsurlar da şebeke suyunun içerisinde konutlara ulaşmaktadır.
  Genelde çeşme suları, içinde taşıdığı klor gibi dezenfektanların etkisiyle rahatsız edici bir koku ve lezzete sahiptirler. Şişelenmiş sularda ise sadece suyun kendi doğal tadından bahsedebiliriz.
Sonuç olarak şişelenmiş doğal kaynak suyu; hijyenliği, ambalajı ve markası ile tüketicinin beğenisini ve güvenini kazanmak zorunda olan ticari bir maldır. Bu nedenle yapılan yatırımlar çok büyüktür; bazı küçük korsan firmalar dışında aklıselim hiçbir su sanayicisi tüketicisinin sağlığını riske atarak kendi şirketinin piyasadan silinme riskini göze alamaz. Genel olarak söylemek gerekirse; çeşme suyu üretim ve hizmetinde bulunan kamunun kaliteye dönük motivasyonu özel sektördeki kadar etkin olamamaktadır.
  Gerçekleşen üretim hacimlerinde, hizmet verilen tüketici sayılarında ve bu nedenle de kalite anlayışında çeşme suyu ile şişelenmiş su arasında büyük bir farklılık vardır. Çeşme suyunda kamu tarafından çoğu kez yüz binlerin ya da milyonların su ihtiyacını vasat kalitede dahi olsa karşılama zorunluluğu söz konusu iken; şişelenmiş suda nispeten çok daha az sayıda tüketicinin ihtiyacını en iyi kalitede karşılamak şeklindeki rekabetçi düşünce esastır.

  Neden ambalajlı su tercih edilmeli? Yukarı Dön 

  Ambalajlı sular, yönetmelik gereği ilk çıktığı haliyle temiz ve sağlıklı olmak zorundadır. İlave bir işleme gerek kalmaksızın direkt olarak suyu kaynağından içebilirsiniz.
Ambalajlı su, Sağlık Bakanlığı’nın çok sıkı yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alındığı, sürekli denetim altında olduğu ve halk sağlığı açısından bir risk taşımadığı yönünde bir güvencenin var olduğu anlamını taşır. Genelde çeşme suları içinde taşıdığı klor gibi dezenfektanların etkisiyle rahatsız edici bir koku ve lezzete sahiptirler. Ambalajlı sularda ise bu tür sorunlar mevcut değildir.

  Ambalajlı su hangi şartlarda saklanmalı?   Yukarı Dön 

  5 ile 15 derece arasındaki bir sıcaklıkta, serin, güneş ışığından uzak ve nem oranı %50’den az olan kuru bir yerde saklamalıdır. Ayrıca özellikle kimyasallar, deterjanlar, temizlik maddeleri, benzin ve bunun gibi maddelerden mümkün olduğunca uzak tutulmalıdır. Çünkü su saf bir maddedir ve bizim çevrede algılayamadığımız kokuları dahi yavaşça kendisine çekme özelliğini taşır.

  Ambalajlı suyun kullanım ömrünü etkileyen faktörler nelerdir? Yukarı Dön 

  1. Şişe ambalajının hava geçirgenliğinin derecesi: Şişe ambalajının cinsi ve kalınlığı hava geçirgenliğini belirler. Bu da sonuçta söz konusu ambalajın dış ortam kokularına karşı korunmalı olup olmayacağını belirler. Pet ve polikarbonat ambalajların moleküler yapılarından dolayı, sular dış ortam kokularına karşı daha hassastır.
  2. Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumuşak oluşu): Yumuşak suların mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarından, ortamdaki kokuları sert sulara göre daha fazla çekerler.
  3. Depolama ve saklama koşulları: Depolama ve saklama esnasında uygun ortam koşulları (temiz, kuru, kokusuz, güneş görmeyen) sağlanmaz ise ilerleyen günlerde suyun bozulması (yeşillenme, tortu yapma gibi)söz konusu olacaktır.

  Pompa temizliği nasıl yapılmalıdır?  Yukarı Dön 

  Su pompalarının sık sık temizlenmesi ve belirli aralıklarla değiştirilmesi suyun kalitesinin korunması için önemlidir. Damacana suyun kullanımının pratikliği açısından hemen hemen herkesin evinde mevcut pompaların temizliği, suyun ömrünün olabildiğince uzaması için önemlidir. Yaygın olarak kullanılan bu pompalar suda ciddi koku ve tat bozukluklarına neden olmaktadır. Su pompalarının iç kısmında bulunan körüklerin sürekli nemli olması toz taneciklerinin yapışmasına sebep olabildiği için zamanla ciddi bir kirlilik oluşturabilmektedir. Suda kötü tat ve kokuyu hissetmeye başladığınız anda pompayı yenilemeniz gerekmektedir.

  Sebil temizliği nasıl yapılmalıdır? Yukarı Dön 

 -Sebil temizliği yapan eleman ilgili kurum, kuruluş veya tüketiciye geldiği firma kimliğini göstermek suretiyle işine başlar
 -Hijyenik olması açısından personel eline eldiven takmalıdır.
 -Öncelikle plastik parçalar sökülerek dezenfekte edilir.
 -Çelik kazan içi temiz bir sünger ile dezenfektan sürülerek 5-10 dakika bekletilir.
 -Bekleme esnasında sebilden sökülen plastik parçalar bol su ile durulanır.
 -Daha sonra çelik kazan içi sünger ile yıkanarak sebilin içerisindeki suyu arka sıcak su tahliyesi ve ön soğuk su musluğundan boşaltılır.
 -Kazan içi temizlendikten sonra soğuk su borusu fırça ile dezenfekte edilip durulanarak yerine takılır.
 -Bu işlemler bittikten sonra tekrar temiz su ile içerisi durulanarak musluklardan akıtılır. Diğer parçaları da takılır.
 -Sebil kullanıma hazır hale gelmiştir.
 -Bu işlem periyodik olarak 3 – 6 ay arasında yapılır.

  Günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Yukarı Dön 

  Vücudun büyüklüğü, fiziksel olarak ne kadar aktif olunduğu, iklim, mevcut hastalıklar (örneğin böbrek hastalığı) gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak su ihtiyacı bireyden bireye değişiklik gösterir. Alınan her bir kalori için 1 ml. veya kilogram başına 35 ml. su alımı önerilmekle birlikte genel olarak, sağlıklı bir kişi her gün kaybedilen vücut sıvılarını yeniden yerine koymak için 2,5-3 litre su içmelidir.

  Yazın kışa oranla daha fazla su içmek gerekir mi?  Yukarı Dön 

  Evet! Kesinlikle yazın daha fazla su içmeliyiz. Özellikle yaz aylarında beden ısındıkça daha fazla terler ve su kaybeder. Dolayısıyla su stokunu sık sık ve kışa oranla daha fazla miktarlarda yenilemek şarttır.

  Vucüttaki su oranı nasıl korunabilir?  Yukarı Dön 

  Her öğün ve ara öğünde bir içecek tüketin.

Tek başına susama hissine güvenmeyin. Bazen, ilaçlar veya sağlık durumu nedeniyle susama hissi güvenilir bir sıvı gereksinim ölçütü olmayabilir. Masanızda, arabanızda, çantanızda veya size su içmenizi hatırlatacak herhangi bir yerde bir şişe su bulundurun.

İçecekleri orta sıcaklıkta tutun. Orta sıcaklıkta servis edilen sıvılar – yani ne sıcak ne soğuk olan sıvılar – genellikle daha fazla tüketilir.

Aktivite seviyenize ve yaşam tarzınıza uygun içecekleri seçin. Aldığınız kalori miktarına dikkat ediyorsanız, düşük kalorili bir içecek seçmeyi düşünün veya kendi serinletici hafif içeceklerinizi yaratın.


  Mineralli Doğal Kaynak Sularının Önemi Nedir?  Yukarı Dön 

  Doğal mineralli sular, içildiklerinde sadece günlük su gereksinimini ve kaybedilen suyun yerine konulmasını sağlamazlar, aynı zamanda doğal olarak içerdikleri minerallin bağırsaklardan kolaylıkla emilmesi ile günlük mineral gereksiniminin karşılanmasına da katkıda bulunurlar.

 Sudaki Kalsiyum ve Magnezyumun faydaları nelerdir?  Yukarı Dön 

  Kalsiyum kemiklerin ana yapısında bulunan ve onların güçlü kalmasını sağlayan bir mineraldir. Ancak bu önemli ve vücudunuzun her gün gereksinim duyduğu mineralin görevleri bunlarla sınırlı değildir. Kalbin düzenli atması, kan pıhtılaşma sisteminin düzenli işlemesi, sinirlerin sağlıklı çalışması ve kasların düzgün fonksiyon görmesi de kalsiyumun yardımıyla olur. Kalsiyum organizmanın düzgün çalışmasında kilit rol oynar. Vücuttaki kalsiyumun %99’u kemiklerde ve dişlerde bulunur. Geriye kalan %1 ise kanda ve yumuşak dokulardadır. Bu %1 oranındaki kalsiyum çok az bir miktar gibi görünse de son derece büyük bir hayati öneme sahiptir. Yukarıda sözünü ettiğimiz etkiler işte dolaşımda bulunan bu çok az miktardaki kalsiyum yardımıyla olur.
Magnezyum kemik ve dişleri güçlendirir, kasların gevşemesini sağlar, adet öncesi sendrom belirtilerini hafifletir, kalp kasları ve sinir sistemi için çok önemlidir. Enerji üretiminde görevlidir. Vücuttaki birçok işlemde yan görevleri vardır.

  Neden düşük sodyumlu suları tercih etmeliyiz?  Yukarı Dön 

  Ülkemizde tuz tüketimi genelde yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları, mide ülser ve kanser riskini artırır. Bu nedenle su ve maden suyu seçiminde etiket okunarak en az sodyum içeren markalar tercih edilmelidir. Aşırı sodyum alımı, idrarla kalsiyum atımını hızlandırır. Bu da kemik erimesi sorunu için bir risk faktörüdür. Bu nedenle kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek, sodyum içeriği düşük su tercih edilmelidir. Özellikle yeterli süt ve süt ürünlerini tüketemediklerinden dolayı önerilen düzeyde kalsiyum alamayanlar için kalsiyumca zengin maden suyu iyi bir seçenektir.

  Sudaki sertlik neyi ifade eder?  Yukarı Dön 

  Yeryüzündeki sular buharlaşarak bulutlarda depolanır ve tekrar yeryüzüne yağmur olarak döner. Dönüş sürecinde atmosferdeki karbondioksiti çözer ve bir miktar asidik hale gelir. Bu asidik yağmur suyu muhtelif kaya katmanlarından ve akiferlerden kalsiyum karbonatı çözmektedir. İşte bu çözülmüş mineralleri taşıyan sulara sert su denir. Bir suyun sertlik derecesi kalsiyum karbonatın ilgili suda ne kadar çözüldüğüne bağlıdır. Benzer kimyasal reaksiyonlar magnezyum sülfat, klorid, asit silisit tuzu ve demir için de geçerlidir. Ancak, çözülmüş haldeki kalsiyum karbonat bir suyun sertliğine en fazla katkı yapan elementtir.

  Kaynatma sonrası oluşan tortu normal midir?  Yukarı Dön 

  Kaynatma sonrası görülen tortu suyun içinde doğal olarak bulunan kalsiyum mineralinin çökmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tortu kalsiyumca zengin olan sularda daha fazla olur. Serbest haldeki kalsiyum mineralinin sağlık açısından bir zararı yoktur. Sular kaynatıldığında ya da dondurulup tekrar sıvı hale döndürüldüğünde; kimyasal olarak içerik değişimine uğrarlar. Çünkü suda bulunan kalsiyum ve magnezyum, su katı hale geçtiğinde ya da kaynatıldığında kalsiyum ve magnezyum karbonat haline dönüşür. Buda kendisini suda kaynama sonrasında ya da su sıvı hale geçtikten sonra beyaz tortu olarak gösterir. Su kalsiyum/magnezyum açısından ne kadar zenginse, oluşan çökelti (beyaz tortu) miktarı o derece artar. Ancak oluşan bu çökeltinin (tortunun) insan sağlığına herhangi bir olumsuz etkisi yoktur.

  pH nedir?  Yukarı Dön 

  pH kavramının açılımı “Power of Hydrogen” yani Hidrojenin Gücü’dür. pH; bir sıvının içerisindeki pozitif Hidrojen (H+) iyonları ile negatif Hidroksil (OH-) iyonları miktarıyla ölçülen bir tanımdır. Özetle pH değeri bir maddenin asit mi yoksa alkali mi olduğunu gösteren bir cetveli ifade eder. Yaşam kaynağı olan suyun pH skalası 1 – 14 arasındadır. Bazen H+ iyonları OH- den daha fazla bulunur. Böyle bir su “Asidik Su” diye adlandırılır. Bazen de tam tersine OH- iyonları H+dan fazla olur bu durumda ki suya ise “Alkali Su” denir. Eğer H+ ve OH- sayıları eşitse bu su için “Nötr” ifadesi kullanılır.

  Neden alkali su içmeliyiz?  Yukarı Dön 

  Birçok sağlık profesyoneli, vücuttaki asit biriminin giderilmesi konusunda hem fikirdir. Bu problemi alkali besinlerle çözmeye çalışırlar. Ancak diyet hem gerekli besin eksikliğine yol açabilmesi hem uygulama zorluğu nedeniyle her zaman istenilen sonucu verememektedir. Vücuttaki alkali miktarını artırmanın en kolay ve hızlı çözümü “Alkali Su” tüketmektir. Alkali Su tüketimi her hangi bir diyetten çok daha iyi çalışması ve yaşamsal sistemde ilave bir asit birikimine yol açmaması nedeniyle en iyi çözüm olarak durmaktadır. Alkali Su, asidik mineralleri elemine eder. Alkali Su, aynı zamanda hidrojene oranla daha fazla oksijen içeren sudur. Alkali Su içerek aldığımız oksijen seviyesini normal suya oranla daha fazla yükseltiriz. Alkali suyun avantajı, vücut tarafından emilirken, vücuttaki asidik atıkları nötralize ederek, atıkların kan damarlarında daha uygun çözülümde bulunmasını sağlamasıdır. Dolayısıyla asidik atıklar, vücuttan idrar veya ter yoluyla kolaylıkla atılır.
Bazı doktorlar içilen alkali suyun mide asidi tarafından nötralize edileceğini ve bu özelliğini kaybetmesinden dolayı alkali su içmenin anlamsız olduğunu öne sürmektedirler. Ancak gerçekte durum farklıdır. Alınan alkali su mide asitliliğini azaltmaktadır. Mide asitliliğinin pH 4 civarına düşmesi ile mide orijinal asit seviyesini dengede tutmak için hidroklorik asit üretimine başlamaktadır.
Hidroklorik asit üretim prosesi 
H2O+CO2+NaCl=HCl+NaHCO3
Su + Karbondioksit + Tuz = Hidroklorikasit + Sodyumbikarbonat
Bu işlemde mide, asidini üretirken aynı zamanda bir asit dengeleyici olan sodyum bikarbonatı da üretir.

  Kullanılan suyun kalitesi nasıl anlaşılır?  Yukarı Dön 

  Öncelikle tükettiğiniz ambalajlı suyun Sağlık Bakanlığı tarafından izni olup olmadığını, etiketin üzerinde izin tarihi ve sayısının bulunup bulunmadığını kontrol etmek gerekir. Satın aldığınız suyun etiketinde, gövdesinde (kabartma), emniyet bandında ve kapağında olmak üzere dört ayrı yerinde markasının bulunmasına dikkat ediniz. Bunun yanısıra, yine etiket bilgilerinde cinsi, üretim adresi, suya uygulanan işlemler ve suyun sahip olduğu parametreler mutlaka yer almalıdır. İmal ve son kullanma tarihi, parti ve seri numarası, şirket logosunun ayrıca damacana ambalaj üzerinde kabartma ile yazıyor olması gerekir. Güvenlik bandına önemle dikkat etmek de suyu açanın ilk siz olduğunuzun göstergesidir.
Bunun yanı sıra İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Antitoksik özellik taşır;
3. Hafiftir.
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.